Hakkımda
..............YORUMSUZ...........................
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
• kewser • tozlanmisyapraklar
|
sınav dünyasındayız
Dünyaya gelmek insanın elinde değildir. Dünyaya gelen, buranın şartlarına katlanmak mecburiyetindedir. İnsan, neşeli olduğu gibi, sıkıntılı, üzüntülü de olur. Önemli olan bunların neticesidir. Her iki halde de halini değiştirmeyenlere müjdeler olsun. Dünya imtihan yeri olarak yaratılmıştır. Sevinci de var, hüznü de var. İnsan, her iki halde de imtihan edilmektedir. Hadis-i şerifte; (Şüphe edilen altın, ateşle muayene edildiği gibi, insan da bela ile imtihan olur) buyurulmuştur.
Allahü teâlânın yarattıklarında, verdiklerinde ve gönderdiği her şeyde, bir hayır vardır. Allahü teâlânın vermesi gibi, alması da hayırlıdır. Verdiği zaman hayırlı olduğu gibi, aldığı zaman da, hayırlıdır. Hayırlı olan şeylere ise, sevinmek lazımdır. İnsanlar, kendilerine hangi şeyin hayırlı, faydalı olacağını iyi bilemez. Allahü teâlâ, daha iyi bilir. Mesela, bir hastanın babası, mütehassıs doktor ise, babası buna etli, tatlı yiyecekler verince, hasta sevinip; “iyi olmasaydım, bana bunları vermezdi” der. Babası, etli, tatlı gibi yemekleri vermezse, hasta yine sevinir ve; “hastalığımı tedavi etmek için bunları vermiyor” der. Allahü teâlânın vermesine ve vermemesine de, böyle iman, itikat olmadıkça, tevekkül sağlam olamaz. Hadis-i şerifte; (Allahü teâlânın yarattıklarında, gönderdiklerinde hayır, iyilik vardır) buyuruluyor.
Mukadder yani takdir edilmiş olan şey, başa gelir, eğer sabredilirse ecri görülür. Sabredilmez, bağırılırsa, günaha girilir ve huzursuz olunur. Sıkıntı her ne kadar çok acı ise de, sabredilirse, nimet olacağı bildirilmiştir. Kur’an-ı kerimde Bekara suresinin 216. âyet-i kerimesinde mealen; (Hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır) buyurulmaktadır.
Muhammed Bekri hazretleri buyuruyor ki: “Darıldığın bir şeyden dolayı canın sıkıldığı zaman feryat etme. İşini Allahü teâlâya teslim et. Bu niçin böyle oldu diye Hakk’a itiraz etme. Çünkü Hakk’a itiraz eden pişman olur. Allahü teâlânın kaza ve kaderine razı olan kimse, pek yüksek ve şerefli derecelere kavuşur. Matlubu ve maksudu peşinen verilir. Sıkıntıları ondan gider. Evliyanın sözlerini yerine getirip, onlara sadık kaldıklarından ve kendilerini Allahü teâlâya teslim, işlerini de havale etmelerinden dolayı başkalarından üstün olur. Bir sıkıntın olduğu zaman ümidini kesme. Dualara icabet eden Allahü teâlânın fazlından ve lütfundan ümitli ol. Nice sıkıntı ve darlığın peşinden Allahü teâlânın yardımı yetişmiştir.”
Fudayl bin İyad hazretleri, bir gün yolda giderken insanların neşe ve sevinç içinde olduklarını görünce; “Nice neşeli ve sevinçli kimseler vardır ki, onlara nasip olacak kefenlikler dokunup satışa çıkarılmıştır bile” buyurmuştur.
Müminin başına gelen her şey, onun iyiliğinedir. Bir nimete kavuştuğu zaman şükreder, böylece şükredenlerden olur. Bir sıkıntı, bela geldiği zaman da sabreder ve böylece sabredenlerden olur. İsmail Fakirullah hazretleri; “Sabrın başlangıcı çok acı, sonu bal gibi tatlıdır” buyurmuştur.
Dertlerin, belaların gelmesi zahiren sıkıntı gibi olsa da, neticesi hayırdır, iyiliktir. Çünkü günahların affolmasına veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur. Nitekim hadis-i şerifte; (Kul, ameliyle kendisine takdir edilen mertebeye ulaşamıyorsa, Allahü teâlâ ona, ailesine veya malına bela verir ve o belalara sabretmeyi de verir ki ezelde onun için takdir ettiği dereceye nail olsun) buyurulmaktadır.
Bela günahsız olanlara da gelir. Allahü teâlâ indinde derecesi daha yüksek olana daha çok, daha şiddetli bela gelir. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: (En şiddetli belaya düçar olanlar, Peygamberler, sonra fazilet derecesine göre onları takip edenlerdir. Kişi dindarlığı derecesinde belaya düçar olur. Eğer kişi dininde kuvvetli ise onun belası da şiddetli olur. Eğer dini gevşek ise belası da ona göre olur. Bela, kula öyle yapışır ki, günahı kaldığı müddetçe onu bırakmaz.)
Müslümanın başına gelen sıkıntılar onun hayrınadır. Çünkü hadis-i şerifte; (Allahü teâlâ buyuruyor ki: Mümin başına gelen işten, hoşlansa da, hoşlanmasa da, o iş, onun için hayırlıdır) buyurulmaktadır.
Netice olarak mü’minin başına gelen her şey, hatta şer gibi görünenler de, onun lehinedir, hepsinde hayır aramalıdır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin buyurduğu gibi: “Her gün insanın karşılaştığı her şey, Allahü teâlânın dilemesi ve yaratması ile var olmaktadır. Bunun için, iradelerimizi Onun iradesine uydurmalıyız! Karşılaştığımız her şeyi, aradığımız şeyler olarak görmeliyiz ve bunlara kavuştuğumuz için sevinmeliyiz! Kulluk böyle olur. Kul isek, böyle olmalıyız! Böyle olmamak, kulluğu kabul etmemek ve sahibine karşı gelmek olur.” |
Tarih: 18:54, 5/3/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
kıyısından izledik hayatı
|
KIYISINDAN İZLEDİK HAYATI
Yazıkki kıyısından izledik hep hayatı ,
Belalı yalnızlıklarla uyanırdık çoğu zaman…
Fırtınalar atlattığımızı sanıp kendi içimizde boğulurduk.
Yaşayıpta belli edemeyenlerdendik çünkü,
Sürünün dışladığı martılar gibiydik aslında
Yeni limanlara açardık yelkenlerimizi.
Biraz umut…
Biraz umutsuzluk…..
Ve çok fazla hayal kırıklığı ile yeniden açılırdık fırtınalı denizlere .
Belki bu sefer gerçekten atlatırdık ,
Kıyısından izlemezdik hayatı.
Ve boğulacaksakta,
Kendi içimizde değil de fırtınalı denizde boğulurduk. |
Tarih: 14:38, 22/2/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
PES ETMEK OLMAZ
Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz Sarılıp da geçmişe avunmak olmaz Ne sen kalırsın ne de ben bu dünyada Umudun kaybedip pes etmek olmaz
Bir kez olsun çevir yüzün bak şu toprağa Her gün bir çiçek açıyor diyor merhaba Bütün geceler mecbur varır sabaha Umudun kaybedip pes etmek olmaz
Gönül isterdi ki hep iyi olsun çok iyi olsun Bütün acılar bitip her an hoş olsun Ama ne yaparsın insanoğlusun Acı olmayınca tatlı da olmaz
KIRAÇ
|
Tarih: 12:25, 22/2/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SUS YÜREĞİM

Sus Yüreğim!
Üzülmelerin boşa.
Ağır gelen yıkıntıları kaldır özünden ,
Enkaz parçası kalmasın.
Haykırıp bağırman gerekirken,
Sen sus…
Vazgeç seni yoran her şeyden.
Ben sana sahip çıkarım.
Sen bana güç ver yeter ki...
Seninle baş başayım yine.
Senin üzüntülerini düşünüyorum.
Seni üzen vazgeçişleri,
Seni ağlatan her ne varsa hepsini silmeyi…
Ağlama sakın yüreğim.
Sakın ağlama….
Kırma kendini…
Acıyıp sızlasada her yanın
Sen sus...
Susabildiğin kadar sus.
Sabır olsun en yakın arkadaşın.
İsyan etme Yaradan’ına...
Yorgunluktan,aldatılmaktan bitkin düşsende.
Hiçbirşey yapma'
Sadece SUS.
Çünkü ,konuştukça tazelenecek acıların.
Unutmak için sus…
Geçmiş sana söz hakkı tanısa bile.
Boşver...Sen yine de sus…
..................................
Susuşlarına rağmen konuşmak istersen de…
Sadece Rabbine konuş.
|
Tarih: 12:13, 22/2/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
NAMAZ
Namaz dinin direğidir .” ( Hadisi Şerif )
Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu şu şekilde tanımlaya biliriz . Hayat , vesileler toplamıdır . Dikkatle bakacak olursak hayatımızın vesilelerle örülü olduğunu görmek hiç de zor olmayacaktır .Bir vesileyle doğduk , doğumumuzun vesilesi anne - babamızdı . Bir vesileyle öğrendik , bu vesile öğretmenlerimiz / hocalarımızdı . Bir vesileyle işe girdik , bu vesile bir ahbabımızdı . Bir vesileyle en yakın arkadaşımızı tanıdık . Görüyorsunuz ya hayat hep bir vesile . Bu yazı da niçin sizin namaza başlamanıza vesile olmasın ki . Vesileler bazen fırsattır ve bu fırsatlar iyi değerlendirilmelidir ki sonunda kocaman bir KEŞKE olmasın . İşte bu yazı sizin namaza başlamanıza vesile olması için yazıldı . Bu yazıyı sakin bir kafayla ve sakin bir mekanda okumanız yazıdan alacağınız verimi artıracaktır . Şimdi sizi hayatınızın kararıyla baş başa bırakıyorum . Ve kararınızın bizi sevindirmesini ümit ediyorum .
Namaz kılmayı çok istiyorum ama bir türlü kılamıyorum . Bir ara çok güzel namaza başlamıştım ama şimdi kılmıyorum diyorsanız lütfen bu yazıyı çok dikkatli okuyunuz . Merak etmeyin size çok kötü şeylerden bahsetmeyeceğim bilakis size sevineceğiniz ama çok sevineceğiniz bir haber vereceğim . Neyi mi haber vereceğim ? Yazıyı sonuna kadar okuyun anlayacaksınız haberin ne olduğunu .
Duydunuz mu ? NLP diye bir bilim var . NLP yani başarının bilimi . İnsanlar nasıl başarılı oluyorlar ? Başarıya ulaşmanın yolu nedir gibi konuları içermekte bu bilim . Yalnız bu bilim daha çok dünyevi ( zengin olma , kariyer sahibi olma gibi ) amaçlar için kullanılmaktadır . Biz de bu bilimin temel prensiplerini kullanarak namaz kılmayan / kılmak isteyip de bir türlü namaza başlayamayan Müslümanlara , bu temel prensiplerle namaz kılmanın hiç de zor olmadığını göstermek istedik . Eğer bir kimse bu prensipleri uygularsa KESİNLİKLE AMA KESİNLİKLE NAMAZ KILANLARDAN OLACAKTIR !
Şimdi bu bilimin temel prensiplerini belirtelim .
1 – “ Bir şeyi bir insan yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz . ” Evet namaz kılan milyonlarca insan var . Bu insanlar namaz kılabildiklerine göre bunu siz de başarabilirsiniz . Söyler misiniz sizin namaz kılan insanlardan neyiniz eksik ? Bakınız o kadar insan namaz kılıyor siz niçin kılmayasınız ki ?
2 – “ Bir şeyi başarabilmek için onu gerçekten istemelisiniz . ” Unutmamak gerekir ki hayatımız isteklerimizden ibarettir . Size istemediğiniz bir şeyi hiç bir baskı kullanmadan kim yaptırabilir veya istemiş olduğunuz bir şeyi kim engelleyebilir ? Şimdi kendi kendinize bir sorun bakalım gerçekten namaz kılmayı istiyor musunuz ? % kaç istiyorsunuz ? % 10 mu , % 20 mi , % 40 mı , % 70 mi yoksa % 100 mü ? Şunu unutmayınız ki bir şeyi başarabilmek için onu % 100 istemek gerekir . Yolda giderken bir mağazada çok güzel bir kazak gördüğünüzü ve onu çok beğendiğinizi düşünelim . O kazağın sizin olması için ne yapmanız gerekir ? O kazağı beğenmek yetmez % 100 istemeniz gerekir ki o kazağı alasınız . Yoksa sadece beğenmek yetmez değil mi ? Beğenip de almadığımız o kadar çok şey var ki .
3 – “ Başarabilmek için o yolda her türlü engeli aşmanız gerekir . ” Her şeyi isteyebilirsiniz ama bazı engellerden dolayı bu isteklerinizi gerçekleştiremezsiniz . Ama istiyorsanız , çok istiyorsanız o engeli aşar ve o isteğinizi yerine getirirsiniz . Başarı yolunda VAZGEÇMEYENLER BAŞARIR . Mağaza örneğine dönersek , çok istiyorsunuz ama kazak pahalı bu sizi engeller mi ? Çok istiyorsanız HAYIR . Veya yanınızda o kadar para yok , ne yaparsınız ? Vaz mı geçeceksiniz ? Hani çok istiyordunuz ? Çok istediğiniz için o kazağı ya mağazaya borçlanıp alacaksınız ya borç bulup alacaksınız ya da paranızı denkleştirdikten sonra alacaksınız ama hiç bir zaman VAZGEÇMEYECEKSİNİZ eğer gerçekten istiyorsanız . Namaz kılmak istiyorsunuz ama şu abdest olmasa . Abdest almak gerçekten istediğiniz halde namaz kılmanıza engel olabilir mi? Veya namaz kılmayı çok istiyorsunuz ama namaz surelerini bilmiyorsunuz . Namaz kılmak için Fatiha suresi ile Kevser suresi yeterlidir ve bu ikisini ezberlemek sizin az bir zamanınızı alacaktır . Namaz kılmak için az bir zamanınızı veremeyecek misiniz ?
4 – “ Başarı yolunda meydana gelen bazı aksaklıklar sebebiyle başarı hedefinizden ASLA VAZGEÇMEYİNİZ . ” Namaz kılmaya başladınız ama bir vakit namazınızı kılmadınız / kılamadınız . Bu durumda yapılması gereken hiç bir şey olmamış gibi namaz kılmaya devam etmenizdir . Arkanıza hiç bakmayın siz hedefinize yönelin . Araba arka cama bakılarak değil ön cama bakılarak sürülür .
5 – “ Hedefinizi ASLA ERTELEMEYİN ! ” Namaz kılmaya başlayacaktınız ama ertelediniz , ertelediniz ne oldu ? Bir türlü namaza başlayamadınız . Ertelemek isteği öldürür ve başarının en büyük düşmanıdır . Namaza başlamak istiyorsanız HEMEN ŞİMDİ başlamalısınız . Eğer ben yarın başlayacağım , akşama başlayacağım , Cuma günü başlayacağım diyorsanız , ben size söyleyeyim KESİNLİKLE BAŞLAYAMACAKSINIZ ! Hz . Peygamber ( s .a .v ) şöyle buyurdu : “ ERTELEYENLER HELAK OLMUŞTUR . ”
6 – “ Başarıya ulaşmak için hedefinizi her zaman canlı tutunuz . ” Namaza başladınız , sizin hedefiniz bu değildi . Siz 5 vakit namaz kılmak istiyordunuz . İşte bunu gerçekleştirebilmek için hedefiniz her zaman canlı olmalı . Bu tıpkı cep telefonuna benziyor . Cep telefonunuz şarzı bulunduğu müddetçe işe yarar . Şarz bitti mi onu şarzetmek lazım ki işe yarasın öyle değil mi ? Namaz da öyle , şarzı bitirmemek lazım , şarz bittiğinde kendimizi namaz konusunda şarzetmemiz gerekir ki bunu yapmazsak işte o zaman namazı bırakırız . Kendimizi bu konuda şarzetmek için sohbetlere gitmeli , namaz kılanlarla birlikte olmalıyız . Sohbetlere gitmek ve namaz kılanlarla birlikte olmak bize her zaman namaz kılma hedefimizi canlı tutacaktır . Hedefinizin canlı kalması için elinizden geleni yapınız çünkü o canlılığını kaybederse hedefiniz can verecektir .
7 – “ Hedefinize ulaşmak için çevrenizdekilere karşı sağır olunuz . ” Siz şimdi namaza başladınız ; arkadaşlarınız , aileniz sizinle dalga geçebilir . “ Ooo Hoca mı oldun? Sen asla 5 vakit namaz kılamazsın . Tamam şimdi kılarsın ama gör bak 3 gün sürmez .” gibi bir sürü laf işitebilirsiniz çevrenizden işte bütün bunlara karşı sağır olun hatta cevap bile vermeyin . Siz hedefinize yoğunlaşın boş verin böyle şeyleri . Siz hedefinizden ASLA AMA ASLA VAZGEÇMEYİN .
Evet işte o tarihi an geldi . Şimdi kendi kendimize söz vereceğiz ve böylelikle namaza başlamış olacağız bundan sonra söylediğimiz gibi
Namaz kılma idealiniz için , ÜŞENMEYİN , ERTELEMEYİN ve ASLA VAZGEÇMEYİN .
“ Şimdi kendi kendime söz veriyorum . Namaz kılacağım ve hiç bir zaman namazı bırakmayacağım . Hiçbir zaman namaz kılma hedefimden vazgeçmeyeceğim .”
Söz mü ? SÖZ . Ben inanıyorum ki SEN sözünü yerine getireceksin . Çünkü SEN istedin mi YAPARSIN.  |
Tarih: 14:42, 7/11/2007 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|